Başkentten…
YÖREMİN ÖYKÜLERİ…*
Mutahhar Aksarı
Ayhan Dayan,
“Çocukluğuma Yolculuk” adlı öyküsünden öğrendiğime göre benzer yaşantıları
yaşamış öğretmen arkadaşım, hemşehrim. ”Küçükmenderes” ve “Cumhuriyet” gazetelerindeki
yazılarından, “Ulusal Ömer Seyfettin Öykü Yarışması”ndan kazandığı ödüllerden
de tanıyorum kendisini. “Yazmak, benim için bir tutku” diyen yazar dostum.
İnsanların dost olması için yüz yüze
gelmelerine gerek yok! Düşünsel birlikteliklerinin ak kâğıtta buluşması bence
yeterlidir.
Nicedir okunmayı bekleyen “Yöremin
Öyküleri”ni yeni bitirdim. Kendimi Kayaköy’de
hissettim hep. “Nerden Nereye”, “Çocukluğuma Yolculuk”taki
anılarında gezindim. Çocukluklarımızın az-çok benzediğini gördüm. “Köydeki Yabancı”da Anadolu köylüsünün derin hoşgörüsüyle bir arada
hiçbir hır-gür olmaksızın yaşamış Yahudi Avram’ı
tanıdım. İsrail devleti kuruluncaya kadar komşularımız olan İstar
Teyze, Cako Amca ve kızları Selma Ablayı anımsadım.
Annem incir işletmelerinde çalışmıştı epeyce bir süre. “Köyümüze Televizyon Geldi”, yeniliklere açık
yöremin insanlarını betimliyordu bir yerde. “Macuncu Arap” ile Bit Pazarı’na ve
havuzun kenarında “göbeklerini kaşıyarak nargile keyfi yapanlar”a,
çoğunu tanıdığım şapkacıya, tenekeciye, terziye, berbere, anahtarcıya konuk
oldum. Durdum bir ara bu satırları okurken. Kapattım gözlerimi, oralarda
gezindim hayalimde. “Çamlıca’ya Düşen Ateş”deki İlkokul Müdürü Fahri Bey; köylüsünü
çağdaşlaştıran, çalışkan, üretken ve halkçı kişiliğiyle gönlünden geçen bir
eğitimci modeli gibi geldi bana. Keşke daha çok olsalar diye düşündüm. Sanırım
kendisi de öyle düşünüyordur? “Ölüm Tadında Bir Türkü” ve “Kurtuluşa Giden
Yolda” öyküleriyle de emperyalistlerinin kandırarak üzerimize saldığı Yunan
işgalci güçlerin halkıma yaşattığı acılara tanık oldum.
“Yöremin Öyküleri”; salt
adından anlaşılacağı üzere Dayan’ın yöresine olan borcunu ödediği bir yapıt. Öykülerindeki
kurgu unsurunu öykünün temeli olan gerçekliklere hissettirmeden de yedirmiş
Dayan öğretmenim. Eğer başta öykülere ilişkin açıklamalar olmasaydı, öykülerin
neresi kurgu neresi gerçek fark etmeyecektim doğrusu…
Bu yapıtın bizlere ulaşmasını sağlayan Kayaköy Belediyesi’ne, reklam
veren esnaflara ve diğer kişilere ben de teşekkür ederim. Ayhan Dayan
öğretmenimin geleceğe kalacak yazınsal çabalarına katkı sunmakla çok yerinde ve
anlamlı bir kültürel hizmette bulunmuş oluyorlar…
Hüseyin Savran’ın
yöreyi betimleyen resmiyle oluşmuş kapağı, “Yöremin Öyküleri”ne ayrı bir anlam
katıyor.
“Kırsal kesim insanımızın umutlarını,
arzularını, özlemlerini, acılarını, kaygılarını en doğal hali ve sıcaklığı” ile
bizlere aktarma uğraşısında başarılar diliyorum Ayhan Dayan öğretmenime…30.3.2008
_____________________
* YÖREMİN ÖYKÜLERİ,
Ayhan Dayan, Birinci Baskı, Nisan-2007, Ödemiş, 156.
sayfa.
Başkentten…
Gençliğini Aramayan Adam
ŞİRİNBEBE…*
Mutahhar Aksarı
Ayhan Dayan’ın “Gençliğini Aramayan Adam ŞİRİNBEBE” adlı Kayaköylü hemşehrisi Mustafa Akkaşlı’yı
anlattığı biyografik romanını yeni bitirdim. Kendisi Önsöz’de “uzun öykü” diye
nitelemiş. Bir yerde haklı!
Akkaşlı’nın
“Can sıkıntısı…Moralsizlik…Yalnızlık
duygusu… Ağrılar… Acılar… Sızılar… Ailesine, köyünü duyduğu ve içinde günden
güne büyüyen özlemler…” içinde hastane odalarında, ameliyat masalarında geçen
hayatı perde perde gözümün önünden aktı. Aynı acıyı
satır satır yaşadım sanki! Akkaşlı’nın
Kayaköy’den Tire’ye ve oradan da “kendi kişiliğini
geliştirmesi ve kendini yetiştirmesi yönünden önemli bir fırsat”a dönüştürdüğü
Ege’nin İncisi İzmir’e doğru yol alan yaşamöyküsü, gerçekten okuyana ibretlik
olacak türden! O yıllarda hemen hemen her köyde
olduğu gibi Kayaköy’de de “henüz dünyayı tanıyamadan,
üstelik isimleri bile konulmadan, cahillik bilgisizlik, yoksulluk ve
çaresizlikle yoğrulmuş yazgılarının arasında” yitip gitmeyen bir çocuk dünyaya
gelir. Yıllardır çaresi bulunmayan bir hastalıkla yaşar durur Akkaşlı. Ta ki 12 Eylül 1980 Askeri Darbesinin mesleğinden
ettiği -1402’lik diye adlandırıldı o yıllarda- Prof. Dr. Veli Lök’le
karşılaşıncaya değin. Ve Lök, iyileştirir Akkaşlı’yı,
acılarına son verir.
Akkaşlı,
ayakkabıcılığa sevdalanmış biri. Ayakkabıcı Osman Ustası ile Tire’de başlayan
tanışıklık İzmir’e götürür her ikisini de. Sonra gün yüzü görmeden, iş hanlarının
sağlıksız, izbe koşullarında geçen ayakkabıcılıktaki çıraklık, kalfalık dönemi
başlar Akkaşlı’nın. Kalfalık oldukça uzun sürer. Bir
yerde kendi utangaçlığı yüzündendir. Ama “yalnız başına verdiği her türlü
azimli mücadele, kendisinin kişilik gelişiminde de önemli yol” almasını bilir Akkaşlı. “İşinden memnuniyetinin yanı sıra, çalışkanlığı ve
dürüstlüğü ile kendisini tanıyan herkesin takdirini” kazanır. Zamanla “ilerisini
görebilen, neyin ne getireceğini ya da ne götüreceğini tahmin edebilen, insanları
seven, kendini de sevdirmesini bilen, ağzından çıkacakları düşünerek söyleyen,
iyi çalışarak iyi yaşamayı seçen bir kişiliğe” bürünür. Ayakkabıcılığın her
aşamasında adım adım ilerler. Bu ilerleyiş sonunda
meslek ilkeleri şöyle oluşur:”Bugün
ekmek parasını kazanmadıysan, bugün aç kal. İşinin kölesi olacaksın. İşçinden daha fazla çalışacaksın. Kendine zor
gelen bir işi kesinlikle işçine yüklemeyeceksin.”
Ayhan Dayan; Akkaşlı’nın
yaşamını hiç abartıya kaçmadan, yalın ve içtenlikli bir dille romanlaştırmış!
Yerel ağzı ölçülü kullanmış. Öykülemedeki ustalığı ile işi kotarmış. Kayaköy’den çıkıp, başarılı bir işadamı olmuş Mustafa Akkaşlı gibi örnek bir “Kırsal
kesim insanımızı” “umutları, arzuları, özlemleri, acıları, kaygıları” ile Küçükmenderes Havzası insanına bence oldukça başarılı bir
biçimde tanıtmış… Nice başka eserlerini okumak dileğiyle Ayhan Dayan’ı
içtenlikle kutlarım…
11 Nisan 2008
_______________________
* Gençliğini Aramayan Adam
ŞİRİNBEBE, Biyografik Roman, Ayhan Dayan, Birinci Baskı, Ekim-2007,
Ödemiş, 206 sayfa.