Belgeler Işığında ÖDEMİŞ YAZILARI…*

Mutahhar Aksarı

muaksari@yahoo.com

 

   Keskin; salt belgeleri konuşturmuyor aynı zamanda ele aldığı konun tarihsel, ekonomik alt yapısını da yerli yerine koyuyor. Örneğin; “Emperyalizmin Türkiye’ye Girişi” başlıklı Orhan Kurmuş’un çalışmasının ilk baskısından bize alıntılar sunuyor. Şu anda da aynı yapıtı raflarda yeniden basılmış bulabiliyorsunuz. Örneğin; Yerli-Muhacir Kaynaşması makalesini ele alırken; geçmişi ve olayın Dünya’yı paylaşan emperyalistler gözüyle nasıl görüldüğünü, Osmanlı İmparatorluğu’nun göç ve muhacir yerleştirme politikalarını sağlıklı veri ve değerlendirmelerle görüyor, okuyorsunuz…

   Ödemiş kültürünün oluştuğunu ne de güzel anlatır Keskin. Bize de görev düştüğünü belirtir. Hem de bunu besleyerek yapmamızı ister…

   Yapıtın sayfalarında gezinirken eşim, bana oğlumuz Yiğitcan’a küçüklüğünde gölgesinde serinlediğimiz parkları gösteriyordu. Ve büyük bir şaşkınlıkla kentteki parkların gün geçtikçe nasıl da binalarla doldurulduğunu da vurguluyordu. Binaya, araba otoparklarına kesmişti güzelim Ödemiş!

   Keskin; Cumhuriyetin 10. yılında Ödemiş ekonomisini ele alırken, günümüze de göndermeler yapar. Örneğin; tekstil fabrikasının neden gerçekleştirilemediğini açıklar. Yıl, 1974 ve sonrasıdır. ÖTAŞ adı altında kurulmuş olan Ödemiş Tekstil Anonim Şirketi’nin küçük sermaye/pay sahibiydi babam. Şehir Salonu’ndaki toplantısına ben de gitmiştim. Yine o bilindik toprak ağaları, eşraf, faizciler  karşı çıkmıştı koskoca projeye. “Amele bulamayız!”, “Vereceğimiz paraya ne kadar faiz vereceksiniz?”… diyerek önünü kesmeye çalışmışlardı Doç. Dr. Oğuz Çataloğlu’nun. Tekstil, eninde-sonunda kuruldu ama hazin sonunu herkes bilir! Bizde de babamın özenle sakladığı artık kıymeti-harbiyesi kalmamış yatağının başucundaki yastığın altında sakladığı hisse senetleri kalmıştı…Ve sonra iki metre bir çaputla yıkılan hayalleri babamın…

    Bordasında ‘Ödemiş’ yazan bir geminin fotoğrafını gördüğümde, heyecanlandım…” diye başlar makalesine Keskin. Ve ardından bu heyecan onu nelere ve nerelere götürür birliktesinizdir artık. Gerçi kendisi edebiyatçı olmadığını söylüyor ama kazın ayağı hiç de öyle değil. Bal gibi edebiyatın dilinden anlamakta ve alttan alta kullanmaktadır Keskin.

   “Yerel yönetimlerin yazılı-çizili olmayan bir görevi de kentle ilgili objelerin toplanması ve anıların, bilgilerin gelecek kuşaklar aktarılması olmalıdır” derken Keskin, ÖDEMİŞ BELEDİYESİ’Nİ uyarmaktadır. Örnek aranırsa, APİKAM (Ahmet Priştina Kent Arşivi Müzesi) İzmir’dedir. Gidilir, bakılır, incelenir, danışılır ve gerekli yardımla bu iş kolaylıkla kotarılır…Yeter ki, niyet bellensin bir kere!

    Kimi zaman İğneci Hilmi Bey gibi Ödemiş’te ‘Tiyatro ve Musikî Cemiyetleri’ni sırtında taşıyan, bileti satamayınca zararı cebinden karşılayan, kentin sosyal-kültürel hayatını oluşturmaya-zenginleştirmeye çalışan insanların hayatlarına projektör tutar Keskin. Bilir ki, o tek bir kişiyi anlatırken aynı zamanda arka plandaki yaşanılanları, tanıklıkları, zorluklarıyla ele almaktadır. Tiyatroya bayan oyuncu ararken yaşadığı sorunları anlatırken, kapalı bir toplumun ipuçlarını ele vermektedir Keskin…

  Örneğin, Ahmet Aksay’ın resimleri ileride kurulacak olan Kent Müzesi için alınmaz mı? Kitapta yer alan pek çok fotoğrafın FOTO ŞEN tarafından çekilmiş olduğunu görüyorum. FOTO ŞEN’in fotoğraf arşivi kazandırılamaz mı Ödemiş halkına?

   1923 yılında Ödemiş’te kurulan  YEŞİL MENDERES KULÜBÜ daha sonra adını ALTINOVA FUTBOL KULÜBÜ olarak değiştirir.  Ardından kurulan KÜÇÜKMENDERES KULÜBÜ de araştırılacak konular olarak durmaktadır. 1950’li yıllarda Ödemiş’teki ÖDEMİŞ GENÇLİK  ve YILDIRIMSPOR ve ALTINOVA kulüpleri vardır.

   Mehmet Obut gibiBelediye hizmetlerinde çalışan kendilerine düşenden fazlasını özveriyle yapmış az sayıda” ustayı da anlatır…Bu kişiler/ustalar “dişleriyle tırnaklarıyla çalışmışlar, gerek işlerinde, gerekse aile yaşantılarında kuruşun hesabını yapacak kadar tutumlu olmuşlar ve sosyal yaşamlarında da ölçülü insanlar olarak kalmışlardır.”

   Ödemiş’in Türk Hava Kurumu’na 1926-1934 yılları arasında bağışladığı “Ödemiş, Ödemiş-2, Adagide Tayyaresi, Birgi Tayyaresi” adlı 4 uçağın, Şükrü Saracoğlu büstünün, Belediye Gazoz Fabrikası’nın, Cumhuriyet’in ilk on yılında  Ödemiş’in elektriğe 10 il ile birlikte kavuşmasının…ve daha nicelerinin öykülerinden bu değerli yapıtı alın-okuyun diye özellikle söz etmedim. 

   Değerli hemşehrim Bekir Keskin’e bu değerli yapıtı için çok teşekkür ederken, yeni araştırmalarını sabırsızlıkla bekliyorum…

   Son söz yine Keskin’in:Bazı konuları yazarken, kurum arşivi geleneğimiz olmamasının eksikliğini hissettim. Örneğin Belediyemiz arşivinde, 1945’den öncesine dair Belediye Meclis tutanakları mevcut değildir. Ticaret Odası’ndaki kayıtlar sadece son yılları kapsamaktadır. Ödemiş Kütüphanesi’nde bir belge arşivi yoktur. Ödemiş Müzesi antik döneme ve etnografik objelere ağırlık vermiştir. Ödemiş’teki THK, ÇEK, Kızılay, Halkevleri gibi neredeyse Cumhuriyet ile yaşıt kurumlar da belge yönünden oldukça yoksuldur. Ödemiş’te işlevsel bir Kent Arşivi kurulması yıllardır gündemdedir, ama bir türlü hayata geçirilememiştir. Ödemiş yakın tarihine ilişkin günışığına çıkmayı bekleyen daha bir çok konu var. Ülkemizde, süpermarket türü alışveriş merkezleri açılmadan, Türkiye’nin ilk memur tüketim malları kooperatiflerinden biri olan ve yıllar boyunca özveriyle hizmet veren ÖMİK (Ödemiş Memurları İstihlak Kooperatifi), Ödemişspor öncesi futbol kulüpleri, yazlık-kışlık sinemalar, Gölcük’e teleferik kurulması girişimi, Ödemiş’in sevgili delileri, Ödemiş Tekstil Fabrikası’nın hazin öyküsü gibi konular da yazılmalı, kentsel belleğimize yazılı bir şekilde katılmalı diye düşünüyorum.”

13 Kasım 2008

________________

* Belgeler Işığında ÖDEMİŞ YAZILARI, Bekir Keskin, Küçükmenderes Gazetesi Yayınları-5, 1. Baskı, Ocak-2008, Ödemiş, 190 sayfa.